Töremiz; “Kardeşine haksız kalkan eli kıracaksın!, der. Hani inancımıza göre; “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandı!”
Hikmet ELP

Töremiz; “Kardeşine haksız kalkan eli kıracaksın!, der. Hani inancımıza göre; “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandı!”

Bu içerik 120 kez okundu.
Advert

Değerli dostlar, bu günlerde “Turan Ülküsü” ve “Türk Birliği”nden yüksek seviyede bahseder olmaya başladık. Gerçi, söylemlerin ağırlıklı olup, eylemlerin dağınık olmasından her şeyin bulanık göründüğünü söylemeliyim. Dün marjinal görülen bu fikir ve düşünce, bu günlerde toplumun büyük kesiminde kabul görmekte olduğu muhakkaktır. Mustafa Kemal Atatürk’ün kurmuş olduğu, Türkiye Cumhuriyeti felsefesi de bu zemin üzerinde var olmuştur. Atatürk sonrası tarihi süreçlerde bu felsefe maalesef kadük bırakılmıştır. Dünyanın onayladığı son yüzyılın dâhisi Mustafa Kemal Atatürk’ün, “yakın zamanda Sovyetler Birliği dağılacaktır, orada dili bir-kültürü bir kardeşlerimiz vardır, biz buna hazır olmalıyız” sözünü dikkate almadığımızdan, hazırlıksız yakalandık. Ne yazık ki Türk kimliği üzerine kurulmuş olan ülkemizin asırlık misyonundan zaman zaman uzaklaştık. Ancak, tarih boyunca Türk Birliği düşüncesi bu kadar uygun zaman ve zemin de olmamıştır.

    Türklerin tarihi süreçlerine baktığımızda, millet kavramını merkeze koydukları sürece, birlik şuuru yüksek seviyede yaşanmıştır. Millet kavramının önüne herhangi bir şeyi koymaya çalıştığımızda; “bu boy adı , hanedan adı, din adı” olmuş ve iç çatışma zeminine doğru evrilmiştir. Bütünlükten bölünmeye atılan her adım, Türklerde zafiyet yaratmıştır. Onlarca devlet kurmuşuz, kurmuş olduğumuz devletleri genellikle kişi adları ile kurduğumuz için, en küçük bir zafiyet karşısında yine kendi elimizle çözmüş-dağıtmışızdır. Kurmuş olduğumuz devletleri, din çerçevesinde şekillendirdiğimiz olmuş, mezhepler içinde boğulmuşuz. Oysa millî kimlik üzerinden, yani ortak paydası “TÜRKLÜK” olan zeminde yürüdüğümüz taktirde, konumlandığımız coğrafyanın sağlayacağı avantajla birlikte, bilimin ışığında dünyanın süper güç merkezinin odağında bir yere sahip olacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın.

    Son günlerde tüm dünyanın dikkatlerini üstüne çekmiş olan, millet şuuruna sahip bizlerin “kanayan yaramız” dediği Doğu Türkistan veya Uygur kardeşlerimizle ilgili konuya değinmek istiyorum. Tarih boyunca Türkleri kabusları olarak gören Çin yönetimi, binlerce yıllık korkularından arınmamış olmalı ki 21. Asrın ortalarında, ortaçağ anlayışı ile hareket etmekte, 30-40 milyonluk Uygur Türklüğünü asimilasyon ve soykırım politikaları ile yok etmeye çalışmaktadır. Tüm dünyanın gözü önünde, gizli-saklı değil, aleni bir şekilde, dünyaya meydan okurcasına bölge insanlarını yerlerinden etme, toplama kamplarında asimile etme, baskılarla yıldırma-kaçırtma ve insanlık dışı uygulamalarına devam etmektedir. Gelişmiş Batı demokrasilerinde, belgelere dayalı, alınan parlamento kararları ile soykırım yapıldığını yüksek sesle seslendirmelerine rağmen; Uygur kardeşlerimiz için sessizliğimizi korumamız ne millî şuurumuza ne de Türk misyonuna yakışmamaktadır. Hadi kardeşliğimizi bırakalım: Hani bizler mazlumların yanında olan bir millettik? Gururla söyleyebilirim, Dünyanın neresinde olursa olsun, bizlere uzak ya da yakın, dinli-dinsiz tüm ezilen insanların yanında olmuşuz. Samimiyetle ifade etmeliyim ki ülkem ve milletim adına, böylesine ahlaki bir meziyete sahip olmaktan kıvanç duymaktayım. Hal böyle iken, ABD başta olmakla birlikte gelişmiş demokrasiler dediğimiz Kuzey Avrupa ülkeleri, Avusturalya, Yeni Zelanda, Japonya, Kanada vs. ülkeler Doğu Türkistan’da “SOYKIRIM” yapıldığını söylerken, bizler yani Türk soylu kardeşler ve din kardeşleri olarak bu söylemin neresindeyiz?
  Şimdi bazılarını duyar gibiyim: Doğu Türkistan, ABD-Çin rekabetinin sonucu olarak, Çin’i köşeye sıkıştırmak için, ABD tarafından kullanılan siyasi bir manevradır. Biz bu oyunda ABD nin yanında olamayız. Böyle bir yaklaşımdan şu sonucu çıkarmak mümkündür; doğruyu söyleyen dostum değilse, o doğru benim için doğu değildir. Elbette ABD nin kolonisi olmamalıyız. Bugün Çin emperyalizmi karşısında çok şey yapamaya biliriz. Hatta, ona karşı savaş ilân etmemiz akıllıca olmayabilir. Rusya karşısında uyguladığımız dış politikayı, Çin karşısında neden uygulamayalım? İlişkiler yürür-düşünceler dile getirilir. Hiç olmazsa toplum nezdinde düşünceyi diri tutmalıyız.

     Haritada yerini gösteremeyeceğimiz toplumların mağduriyetine vicdan yaparak, ayağa kalkan benim milletimin ve ümmetimin Doğu Türkistan hususunda neden kulakları tıkalı-gözleri kör olmuş anlayabilmiş değilim. Töremiz; “Kardeşine haksız kalkan eli kıracaksın!, der. Hani inancımıza göre; “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandı!” Saygılarımla…           

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Şüphesiz ki bu hizmet en az TÜRK'E düşman olanlar kadar cesur yüreğe sahip TÜRK EVLATLARININ sorumluluk bilinciyle var olacaktır!
Şüphesiz ki bu hizmet en az TÜRK'E düşman olanlar kadar cesur yüreğe sahip TÜRK EVLATLARININ sorumluluk bilinciyle var olacaktır!
Saatli Mahallesi Ö.F.  Nemanzade'nin adını taşıyan okul kadrosundan örnek bir adım.
Saatli Mahallesi Ö.F. Nemanzade'nin adını taşıyan okul kadrosundan örnek bir adım.