Nereden Nereye yada After, Before
Nereden Nereye yada After, Before
Hakan DİKMEN

Nereden Nereye yada After, Before

Bu içerik 233 kez okundu.
Advert

40 yaş ve üstünün  ‘’Ne idik ne olduk yada nereden nereye dediği, Z kuşağının after, before ‘’diye tabir ettiği ve günümüzü çok iyi anlatan sizlerin de bildiği yaşanmış bir olayı siz dostlarla paylaşmak istedim. Yazıyı okuduktan sonra gerçekten sizlerde bana hak verip nereden nereye diye iç geçirirsiniz.
Cumhuriyetin ilanından birkaç yıl sonra Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk Mudanya üzerinden Bursa’ya seyahat ederken, bu sırada kendisine halk tarafından büyük bir ilgi gösterilir. Aracına yanaşanlar, sevgi gösterisinde bulunanlar derken, bir anda kalabalık bir kitle tarafından etrafı sarılır.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk kalabalığı yararak kendisine doğru yaklaşan bir kadın görür, kadın yanına geldiğinde elinde bir kâğıt vardır. Mustafa Kemal Atatürk’e yaklaşır. Çevredeki herkesin fark edebileceği titrek bir sesle; “Beni tanıdın mı oğul?” der ve anlatmaya başlar.
Ben sizin Selanik’ten komşunuzdum. Bir oğlum var, Devlet Demir Yolları’nda işe girmek istiyor. Siz onu alsınlar dediniz, fakat müdür dinlemedi ve oğlumu işe almadı. Ne olur bir kere de siz söyleyiniz der.” Duydukları karşısında Gazi Mustafa Kemal Atatürk mutlu olmuş gibi görünür. Anlatılanları anladığını belli eden bir ifadeyle; “Oğlunu işe almadılar mı?” diye sorar. Kadının onaylarcasına bakışları arasında konuşmasına devam eder. “Ben talimat verdiğim halde mi almadılar?” “Ne kadar iyi olmuş, çok iyi yapmışlar, işte cumhuriyet böyle anlaşılacak.” der.
O an yakınındaki bürokratlara emir vermesini bekleyen kadın şaşırır ama Mustafa Kemal mutluydu. Yıllar boyu öncülük ettiği devrimler yerini bulmuştu. Hayalini kurduğu, liyakatin, bilginin yetkili olduğu bir Türkiye Cumhuriyeti inşa edebilmişti.
İşte Genç Türkiye’nin yarattığı Türk mucizesinin parolası bu hatıranın manasında yatmaktadır. Adaletsiz ve liyakatsiz kişilerin işgal edeceği devlet kadroları halka hizmet değil, tamamen zarardır, daha ileri gidecek olursak vatana ihanettir derim.  Bir ülkenin yükselmesi insanların refah seviyesinin artıp mutlu yaşaması için ancak o işten anlayan o işin gerçekten uzmanı olan beyinlerin marifetiyle olur. ‘’Hani derler ya Ekmeği ekmekçiye ver üstüne de bir ekmek fazla ver’’
En yüksek kademedekilerin liyakatsiz olan en yakınlarının dahi devlet kadrolarına getirilmesi ve sadakatin ön plana çıkarılması vatana da, ülkeye de, ihanettir.
Atatürk’ün emrini dinlemeyecek kadar liyakate ve vatanseverliğe sahip kadrolar var olduğu içindir ki, Cumhuriyet’in temelleri bu denli sağlamdır. Sadakat ön plana çıkarılmadığı içindir ki, tüm alanlarda başarı yakalanabilmiştir.
Ve Atatürk, emrini dinlemeyen memurlara, mahiyete, vatan evlatlarına dahi sevgi ve hoşgörü gösterecek, onların azarlanmayı göze alıp işlerine sahip çıkmasına sevinecek kadar kadirşinas yüce bir karakterdir.
Liyakat, adalet ve vatan sevgisi bu nedenle yücedir ve vazgeçilmezdir.
Günümüzde bu tür işlerin nasıl gerçekleştirildiğini bilmeyen yoktur, Burada sayfalarca örnek gösterip yazmanın bir alemi yok. Hamili kart yakınımdır yazdırdığınız an her şeyi anında, rahatlıkla  çözebiliyorsunuz ve maalesef hepimiz buna alıştırıldık. Bir şekilde duyarsızlaştırıldık, Bu şekilde yapılmayan işleri anormal görmeye başladık 
Hamili kart yakınımdır anahtar kelimesini yazan, milletvekili, bakan yada üst düzey bürokrat bir tanıdığınız varsa şayet, kartvizitini alıp, arkasına “hamili kart yakınımdır” ibaresini yazdırıp, daha sonra ilgili yere müracaatınızda işinizi rahatlıkla çözmeye imkân sağlayan, liyakat sahibi olmamasına ve hak etmemesine rağmen eşinize, oğlunuza ya da bir yakınınıza iş imkânı sağlayarak bu milletin başına bela eden ve ülkemizde çok sık kullanılan bir yöntemdir!
Yüzündeki kiri Bayrakla, Kalbindeki kiri seccade ile örtenlerin şerrinden bizleri koru Allah’ım 
Hakan Dikmen

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500