Ülkemde gazilerimizin durumu
Ülkemde gazilerimizin durumu
Nigar ÖGEDAY

Ülkemde gazilerimizin durumu

Bu içerik 43 kez okundu.

Sen organının bir kısmını vatan için savaş medyanında bırak, kalanını da ülkemi talayanlar kırsın!!!

Yıl 1992. Kardeşim Karabağ'da Ağdam ilinin Şelli köyünde ermeni terör örgütlerine karşı savaştı. Ailem her biri 18 daireden oluşan 9 katlı 11 apartmanın bulunduğu bir site içinde yaşıyordu. O koskoca siteden Karabağ`daki savaşa giden topu topu 3-5 kişi idi. Savaşa giden 3-5 kişi içinden yaşı en küçük olanı daha 18 yaşındaki kardeşimdi.

Üniversite öğrencisi idi. Okulunu yarım bırakıp gönüllü olarak vatanını savunmaya gitti. Bir gün komşumuz, anneme kardeşimi sordu. Annem de kardeşimin Karabağ'da savaşta olduğunu söyledi. Ortaokul mezunu bile olmayan komşumuz gülerek benim öğretmen anama "İşiniz gücünüz yok mu? Siz Karabağlı değilsiniz ki. Ne işi var Karabağ'da? Bir gün Karabağ'da savaşanları düşman ilan edecekler" dedi.

O zaman kadının o sözlerine çok kızmıştık. Aradan yıllar geçti ve maalesef ben kadının dediklerinin doğruluğunu gördüm. Kaç kere gözlerimin önünde kendi haklarını isteyen Karabağ gazilerini dövdüler. Kaç gazimiz hakkını alamadığı için intihar etti. Bazı memurların tehditleriyle karşılaştılar. Doğrudur, Azerbaycan Devleti şehit ailelerine gazilere ev, araba, toprak verdi. Gel gelelim bazı ismi Türk olup kanı bizden olmayan memurlar bu Karabağ gazilerine karşı resmen ermenilerin tarafını tuttular.

Son günler aynı mevzu Azerbaycan'ın SOCAR denilen kurumunda da yaşanmakda. Vatan uğrunda vücudunun birçok yerlerini kurban vermiş Karabağ gazilerimizin evlerini, ermeni kiliselerine bedava doğal gaz veren ve bundan gurur duyan SOCAR ellerinden almaya kalkmış. Evlerinin elinden alınmasına karşı çıkan gaziler insanların gözü önünde acımasızca dövülmüşler. Çoğunun bacağı, kolu olmayan gaziler ellerindeki bastonlarla kendilerini korumaya kalkmışlar.

Polis olaya müdahale ederek gazilerimizi bu zalimlerin elinden kurtarmış. Ama olay bununla bitmemiş. Bir gün sonra SOCAR`da çalışan yüzlerce koruma görevlisi gazilerin yaşadıkları bölgeye gelerek onlarla kavga etmişler. Yine sağ olsun polislerimiz olaya müdahale ederek gazilerimizi kurtarmışlar. Ama işin ilginç tarafı dövülen gaziler değil, koruma görevlileri dövülmedikleri halde dövüldük diye polise şikayette bulunmuşlar. Nasıl olmuşsa 60 kg bile olmayan kolsuz gazilerimizin atmış olduğu tokat, ayağı olmayan gazilerimizin vurduğu tekme ile her biri 100-120 kg gelen lisanslı sporcu olan koruma görevlileri hastanelik olmuş.

Bazı videolara baktım gazileri görmeseydim socar görevlilerinin mazlum zavallı duruşuyla anlattıklarına inanacaktım. Çevremdekilere dedim; bizden farklı olarak bunların artist oyununa inanan gruplar var.

SOCAR Başkanı Rövneq Abdullayev`in yerinde olsam bu koruma görevlilerinin hepsini işten alırdım. Ve derdim: tek ayaklı, tek kollu, tek gözlü gazilerin bastonuyla hastanelik olan koruma görevlisi Azerbaycan'ın kaderini belirleyen petrol şirketini asla koruyamaz.

Bugün olanları bizimle beraber düşmanlarımız da izledi. Yarın bu düşman cesaret alıp boru hattında bir terör ya da başka bir saldırı yaptığında bu korumaları bastonla zararsız hale getirmeyeceği ne malum? Aslında bu oyun aynı zamanda SOCAR`a olan güveni de sarstı.

Gelelim olayın diğer yüzüne. Yine sosyal medyada bir sürü para düşkünü SOCAR`dan bir şey koparırım hayali ile gazilerimize saldırmaya başladılar. Gazilerin devrim yapmak istediklerini söylüyorlar. Neden gazilere Toprak verildiğini sorguluyorlar. Bu sözlerle Rövneq Abdullayev`e yalakalık yapacağız diye resmen yarışa girmişler.

Evet ülkede devrim yapmak isteyenler var. Ama onlar gazilerimiz değil. Şehit ailelerini vatan uğrunda savaşmış insanları küçümseyen memurlardır. Onlar bilinçli olarak Karabağ'da savaşanlara, "gitmeseydin, savaşmasaydın, benim için savaşmadınız ki" demekle bu kesimi Cumhurbaşkanı İlham Aliyev`e karşı kaldırmaya çalışıyorlar.

Halkı iktidardan hükümetten koparmaya hizmet ediyorlar. Oysa Cumhurbaşkanı da, Cumhurbaşkanı yardımcısı da defalarca memurları uyararak halkla ilişkilerinde yanlışlıklara yol vermemelerini tavsiye etmişlerdir. Tüm bunlar hem de İlham Aliyev ve Mehriban Aliyeva`ya yapılmıştır.

Kaldı ki gazilere verilen toprak, ev, araba ile ilgili yazanlara. Merak mı ediyorsunuz, neden verdiler diye. Buna tek bir cevap vereceğim. Onlar verilenleri canları pahasına aldılar. Onlar gidip savaşmasaydı bugün sizin koynunuza giren karılarınız ermenilerin koynunda yatacaktı. Bana göre az çok onuru olana bu cevap yeter.

Yazımda Azerbaycan polisini unutmak istemedim. Başta İçişleri Bakanımız Vilayet Eyvazov olmakla tüm polislerimize teşekkür ederim. Gazilerimizin anlattığına göre ve izlediğimiz videolardan da polislerimizin kahraman savaşçılarımıza iyi davrandığı, onlara karşı duyarlı olduğu gözükmektedir. Birileri, "ne var burada, benim polisim tabi ki beni koruyacak" diyebilir. Ama ben gördüklerimden, yaşadıklarımdan sonra bu olanları görünce şaşırmakta haklıyım.

Eski bakanın döneminde polisler defalarca gözlerimizin önünde gazilerimizi, şehit ailelerimizi, Karabağ savaşçılarını yerlerde sürüdüler. Bununla ilgili çok yazmayacağım. Sadece bir cümle ile yazımı bitireceğim. Eski bakan Usubov’un polisleri ile Eyvazov`un polislerinin arasında çok fark var. Türkiye'deki polislerin vatandaşlara duyarlılığını her gördüğümde "keşke benim de ülkemde polis halkından yana olsaydı" dediğim az olmamıştır.

Dün gördüğüm videolarda Socar görevlilerinin yaptıklarına kızsam da Azerbaycan polislerinin duyarlı davranışı beni gururlandırdı. Umarım hep böyle devam eder. Halkın polisi halkı korur. Biz de gururla "askerim de polisim de benim kırmızı çizgimdir" diyebiliriz.

 
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Dede Korkut ilk kez Dresden nüshasından Kazakçaya çevrildi
Dede Korkut ilk kez Dresden nüshasından Kazakçaya çevrildi
Aşkabat havaalanında yangın çıktı
Aşkabat havaalanında yangın çıktı