Ölmek var dönmek yok - Bugün Milli Dirçeliş Günüdür!
Ölmek var dönmek yok - Bugün Milli Dirçeliş Günüdür!
Nigar ÖGEDAY

Ölmek var dönmek yok - Bugün Milli Dirçeliş Günüdür!

Bu içerik 70 kez okundu.

31 yıl önce 17 Kasım 1988…

Yüz binlerce insan şimdiki Ermenistan, kadim Türk yurdunda olan yüzbinlerce Türk`e karşı ermeni zulmü ve sürgününe, aynı zamanda Şuşada ki Tophane ormanında ki ağaçların Ermeniler tarafından kesilmesine itiraz ederek meydanlara çıktı. Bu çıkış Azerbaycan da bağımsızlık sürecinin başlaması ve halkın tek vücut olarak Sovyetlere karşı direnişe geçmesi bakımından da ülke tarihinde büyük önem taşıyor.

Milli Dirçeliş Günü tek biz Azerbaycanlıların değil, 70 sene Sovyetlere boyun eğen tüm halklara bir ışık oldu.

Bizim meydanlara çıkarak dört gün direnmemizin ardından Sovyet rejiminin Bakü de olağan üstü hal ilan etmişti, ama bu duruma aldırış etmeyen yüzbinlerce insan meydanları boşaltmamıştı. Sonra Ruslar tanklarla insanları meydanlardan çıkarmaya çalışmışlardır. Ama Azerbaycan halkının korkusuz, kırılmaz iradesi karşısında yenik düşmesi sonucunda Sovyetler birliğinde olan diğer halklarda ayağa kalkmıştır. 

Bugün başlayan direnişimiz sonunda 26 bin şehit verdik. Aynı zamanda topraklarımızın yüzde 20 sini ayrılıkçı ermeni terör örgütleri işgal etti. Ermenistan ve Rusya da onlara yardımcı oldu. Biz bütün bunlara rağmen bağımsızlığımızı ilan ettik. Üç renkli ay yıldızlı bayrağımızı aradan geçen 71 yıldan sonra yeniden dalgalandırdık.

Ama her şey bitmedi. Mücadelemiz ve kavgamız devam ediyor. Düşman hem içten hem de dışardan saldırıyor. Ne yazık ki, içimizdeki satılmış düşmanların davranışları, dışarıdan bize silahla saldıran ermeni teröristlerin vurduğu acıdan hiçte az değil. En korkuncu da odur ki, halkımızın çoğunluğu olup bitenleri sadece seyrediyor. Seyretmekle yetinmiyorlar hatta Ermenilerle Rusların Azerbaycanlılara karşı yaptığı vahşeti içimizde olan KGB ve ermeni derin devletinin adamları güya Azerbaycanlılar kendilerine yaptı. Yalanlarına inanarak, bütün haberleri birbirlerine gönderirler. Ve en acısı da odur ki bunu ortaokul mezunları yapmıyor, bunu diplomalı üniversiteden mezun olan cahiller yapıyor.

Tabi ki, bütün bunlar hakkında ayrı ayrı zamanlarda yine yazacağız. Bu defa direniş günümüzde direnişçilere hükümet tarafından edilen saygısızlığa dokunmak istiyorum.

 26 bin şehidin kanını akıtmış ermenilerin gazetecileri 17 Kasımda Bakü’ye getirilir. Bakü de geçirilecek bir toplantıya katılacakmışlar. Oysa bana göre bunları birileri bilinçli olarak getirir.. Bur da amaç hem milli düşünceli insanlara gözdağı vermek, hem de halkı özellikle ülke başkanı İlham Aliyev’ e küstürmektir. Bunun haricinde sosyal problemleri çok olan halkı, bu yolla biraz daha rahatsız ederek, içerideki kuvvetler bir plan etrafında çalışıyor. Bunun aksini beni kimse inandıramaz. Son zamanlar hem İlham Aliyev’in, hem de Türkiye Cumhuriyeti yüksek makam sahiplerinin işgalde olan yukarı Karabağ’ın kurtarılması ile ilgili sık sık seslendirdikleri fikirler belli ki, birilerini rahatsız etmektedir. Halkı ermenilerle barışa hazırlamak isteyenler, Yukarı Karabağ ve Zengezur bölgesinin beş ilini ermenilere vermek isteyen Rusya ve ermeni derin devletine hizmet eden memur, sivil toplum kuruluşları ciddi isteklerine nail olmaya çalışıyorlar. Halkı uyandırmak, bunun karşısında durmak isteyen bizim gibi insanlara karşıda sosyal şebekelerde ciddi bir faaliyet göstermektedirler.

Mesela benim şahsi facebook sayfam aylardır, ardı ardına şikayetler üzerine kapatılıyor, ya da paylaşımlarım kısıtlanıyor. Benim gibi halkı uyandırmaya çalışan tüm milli duruşlu insanlarımız aynı sorunla yüz yüze kalmaktadır.

Geçenlerde İngiliz istihbaratının bir açıklamasında yazıyordu ki, milliyetçiler uyuşmuş insanları uyandırmak için etkin faaliyetler yapıyorlar. Onların sesini kesip, halkı uyandırmalarına asla izin verilmemelidir.

Yani anlayacağınız bugün Bakü ye ermeniler getiriliyor. Halkı uyandırmaya çalışanlar ise günler önceden ister Türkiye isterse de Azerbaycan’da ki facebookun yerli yönetimlerinin yardımıyla susturulmaya çalışılıyor. Ama her şeye rağmen insanlarımız olaya tepkilidir. Whatsapp grupları,Tweterr da ki, DM lerde İnstagram paylaşımlarında da bunu görebiliyoruz. Düşünüyorum ki, hiç bir şey halkımız için topraklarımızdan önemli değil. Bizler ölsek te o topraklarımız uğrunda savaşmaktan vazgeçmeyeceğiz. İçimizdeki düşmanlarda, bugün Bakü’ye gelecek ermenilerin ellerini sıkanlarda bunu iyi bilsinler.

Bu arada dünden İran işgalinde kalan Azerbaycan’ımın Güneyinde de bir ayaklanma başlamaktadır. Onlarca şehidimiz var. Olsun Vatan sağ olsun. 200 senedir farsın zulmünde kalıp öteye beriye çekilen Azerbaycan’ımın yeniden bütünleşmesi, Güneyimizin de bağımsızlaşması için gerekirse hepimiz canımızdan vazgeçmeye hazırız. Hatırlatırım ki, 2018 yılında, ABD ve İsrail, İran’a gözdağı vermek için arap ve kürtleri İran rejimine karşı kışkırtsa da sonuçta hiçbir şey elde edememişlerdir. Halkın %52 sinin Türkler olduğu bu topraklarda Türkün izni olmadan kimse hiçbir şey gerçekleştirilemez demiştik. Ve bugün Türkler kimseyle iş birliği yapmadan, yurdunda farsların kürtleşme politikası yürütmesine itiraz ederek ayaklandılar. Son yıllarda genellikle Türklerin çoğunlukla olduğu şehir ve köylere fars rejimi Suriye’den ve başka yerlerden gelen kürtleri yerleştirerek, Türkleri azınlık göstermeye çalıştılar. Bundan başka farslar İran’ın PKK’sı sayılan PJEK inde o topraklarda terör eylemlerine, halka zulüm etmesine göz yumuyordu. Türklerde son zamanlar farslardan bir yardım edilmeyeceğini anlayınca haklı olarak kendi haklarını savunmaya kalktılar. Gidiş hat ne olacak, yakın günlerde ne olaylar olacak bilemem. Ama bildiğim tek şey var. Uzun sürmez ki, bölgede ikinci bir Türk devleti kendi özgürlüğüne kavuşur.

Son olarak gazetecilikte ilk adımlarımı attığım Azerbaycan’ımın bağımsız, özgür sesi olan Yeni Musavat  gazetesi 30 ncu yaşını,  Azerbaycan’ın haberlerini dünyaya yayan özgür haber Ajansı APA da 15 nci yaşını kutladı. Her iki medyada da benim için değerli olan, 24-25 senedir tanıdığım meslektaşlarım var. Onların her birini ayrı ayrı tebrik ediyorum. Cesaretli olmayı, korkusuzca mücadele vermeyi öğrendiğim Yeni Musavatın Genel Yayın Yönetmeni Rauf Arifoğlu hocamı ve tuttuğunu koparmasını bilen, genç olmasına rağmen 50 yaşında ki insanların bile yapamadığını yaparak yaşın ne önemi var kelimesine hak kazandıran APA haber ajansının genel yayın yönetmeni Vüsale Mahirqızı’nı samimi kalpten tebrik ediyorum. Başarılarınız daimi ve ebedi olsun Yolunuz açık olsun. Dilerim Karabağ’ın, Azerbaycan’ın Güneyinin, bir sözle Turanın ilk habercileri olursunuz.

 
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Hakkı Öznur: “Toplama kamplarında idamlar ve işkenceler var”
Hakkı Öznur: “Toplama kamplarında idamlar ve işkenceler var”
Bulgaristan'dan göçün sembol yüzleri 30 yıl sonra buluştu
Bulgaristan'dan göçün sembol yüzleri 30 yıl sonra buluştu